efinho58
22 Aralık 2009, 23:49
1. Uche Okechukwu: Fenerbahçe’nin “Hatasız Kul”u. Yanına yaklaşan tüm rakip forvetlerin karşısına öyle bir özgüvenle dikilirdi ki, rakip neredeyse gelip elleriyle teslim ederdi topu hazrete. Defanstaki başarısı yetmezmiş gibi, F.Bahçe’nin Beşiktaş karşısındaki makus kaderini, Holger Osieck zamanında 90. dakikada attığı müthiş füzeyle değiştirmişti. Yine bir Beşiktaş maçında, kendi takım arkadaşı kaleci Murat’la çarpıştığında ayağı kırılmıştı. Saha kenarına, “Bak bu olmadı” der gibi parmağını iki yana sallarkenki surat ifadesi, pozisyon karşısında dehşete kapılan taraftarlardan bile daha soğuk kanlıydı. Uche unutulmaz 10 yabancı sıralamasında birinci sırada.
2. Alex de Souza: Alex tekmeyi yediğinde daha dönüp rakibe ters baktığı görülmemiştir. Bilinçli ve zalimce tekme attığı da. Hakemin yanağıyla burnunu buluşturduğu birkaç itiraz patlaması hariç, pek kimseyle ters düştüğü de yoktur. Üstüne asistleri, golleri, Semih’i hepimizden önce keşfedişi, örnek kaptanlığıyla takımın alarm verdiğinin altını çizişi ve Özer’i takıma katışıyla Alex, Fenerbahçe tarihinde unutulmayacak ikinci kişi.
3. Pierre van Hooijdonk: Piyerpare attığı goller kadar, çizgiden çıkarttığı toplarla da takım oyuncusunun en iyi örneklerini vermiştir. Dikkat ettiyseniz, sakin mizacı ve lider yapısıyla, hem rakip oyuncuları hem de takım arkadaşlarını sakinleştirdiği için onun sahada olduğu maçlarda pek kavga olmazdı. Ona hiçbir Fenerbahçe’li doyamadı. Fenerbahçe, tarihinin en iyi geri dönüş yaptığı maçlarını, Pierre’in önderliğinde yapmıştır. Takımdan ayrıldıktan sonra Feyenoord formasıyla Galatasaray’a orta sahadan attığı golle taraftarın kalbinin üstüne kaymak atmıştır.
4. Roberto Carlos: Dünya starı desek yeterlidir sanırım. Ama Fenerbahçe’li taraftarların aklında, yardımcı hakem Hüseyin Fidan’ı “uyandırmak” için suladığı maç; orta sahadan Alex’in boş kaleye attığı bir şuta daha gol olmadan kutlamalara başladığı, top içeri girmeyince de etrafa gülücükler saçtığı maç; 1.65’lik boyuyla uçan kafayla Sivas’a gol attığı maç ve giderken bıraktığı duygusal görüntüler kalmıştır. Giderek büyüyen bu kulübün ileride de parçası olmak için yaptığı haykırışlar da asla sahte değildir.
5. Haim Revivo: Uzun yıllar gelmeyen şampiyonluk hasretine müthiş bir performans yılı geçirerek son veren takımın lideriydi. İlyas Tüfekçi, Arif Kocabıyık, Hasan Vezir’den sonra, ayak oyunlarıyla Fenerbahçe’nin arkasından iş pişirip Galatasaray’e giden ve Türk emsalleri gibi sonunu hazırlayan kişidir. Taraftarlar Haim Revivo’yu, daha sonra “Hain” Revivo olarak anmışlardır ve bu kazığı da asla unutmadıklarını, iki sene sonra Fenerbahçe’nin şampiyonluk kutlamalarına Fenerbahçe formasıyla katılan Revivo’ya tepki göstererek göstermişlerdir.
6. Dusan Pesic: Roberto Carlos’tan fazla frikik golü kazandırdığı Fenerbahçe’ye gönülden bağlı, sessiz, rakip takım oyuncularına saygılı ve müthiş karakterli Yugoslav. Vatandaşı Repcic’le takıma büyük katkı sağlamıştır. Pesic icin kale sahası önünde alınan her frikik gol demekti. Penaltıları atmasına bile gerek yoktu. Bugün Fenerbahçe’li olan pek çok kişi, Fenerbahçe’liliğini Pesic’in o zamanki performansına ve yaşattığı zaferlere borçludur.
7. Jay Jay Okocha: Kırmızı kramponlarıyla yaptığı ayak oyunlarına, Erman Hoca “Ben rakip takımların yerinde olsam itiraz ederim, kırmızı krampon hipnotize ediyor olabilir” gibi tuhaf bir saptama da yapmıştı. 35 kişiyi çalımlayıp, topu dışarı attığı bir Samsunspor maçı vardı ki, millet gol olmuş kadar çıldırmıştı sevinçten. Nijerya Milli Takımı’yla gittiği Dünya Kupası maçında kaçırdığı bir golden sonra ekrana yansıyan görüntüsünde kendi kendine hayıflanırken ettiği küfür, her Türk erkeğinin ağzından düşmeyen Türkçe bir küfürdü ve işte o kadar Türk olmuştu Muhammed Jay Jay.
8. Ariel Ortega: Transfer edileceği zaman, Aziz Başkan’a “Ortega geliyor mu?” diye bir soru sorulmuştu. Aziz Başkan da “Onu bana sormayacaksınız!” demişti. Taraftar bu soruyu kime soracağını bulmaya çalışırken, Ortega Fener formasıyla 6-0’lık unutulmaz maçın, TOSSCU’sunun “O”su oluveriyordu. Ceyhun’la nedenini hala bulamadığımız kavgalar ettikten sonra, bir Almedia transferi olmadığı için erken gitti Fener’lilerin hayatından. Yürekli bir futbolcuydu, Ödlek Tavuk Ortega! (Beşiktaşlıların takdire şayan şakasında yazdığı gibi)
9. Marco Aurelio: Trabzonspor’dan geldiğinde, Daum’un ellerinde olmadığı kadar iyi bir futbolcuya dönüşüverdi. Çaldığı toplardan dolayı, karakoldan aranması bile olduğu rivayet edilir. Maçlarda skor farka gittiğinde bir iki artistik hareket yapmadan edemezdi ama pek de yakışmazdı ayağına öyle görüntüler. O futbol emekçisiydi, yanlış bir seçimle şimdi uzaklarda.
10. Toni Schumacher: Mahalle maçlarında o dönemin çocukları kaleye geçtiklerinde, “Çek oğlum şutu, kalede Schumacher var” derlerdi. O Schumi, kalktı geldi Fener’in kalesine geçti. 3-0’dan 4-3 biten Galatasaray maçının son dakikasında defanstan seken topa, son anda çizgi üzerinde plonjon yaptığında birkaç kalp krizi geçiren olmuştur. 103 gollü şampiyonluğun kalecisi, jübilesinden elde ettiği geliri Çocuklara teslim ettikten sonra ülkemizden ayrılmıştır. Kalplerdeki yerini hep koruyarak.
Tolga Alıcı
2. Alex de Souza: Alex tekmeyi yediğinde daha dönüp rakibe ters baktığı görülmemiştir. Bilinçli ve zalimce tekme attığı da. Hakemin yanağıyla burnunu buluşturduğu birkaç itiraz patlaması hariç, pek kimseyle ters düştüğü de yoktur. Üstüne asistleri, golleri, Semih’i hepimizden önce keşfedişi, örnek kaptanlığıyla takımın alarm verdiğinin altını çizişi ve Özer’i takıma katışıyla Alex, Fenerbahçe tarihinde unutulmayacak ikinci kişi.
3. Pierre van Hooijdonk: Piyerpare attığı goller kadar, çizgiden çıkarttığı toplarla da takım oyuncusunun en iyi örneklerini vermiştir. Dikkat ettiyseniz, sakin mizacı ve lider yapısıyla, hem rakip oyuncuları hem de takım arkadaşlarını sakinleştirdiği için onun sahada olduğu maçlarda pek kavga olmazdı. Ona hiçbir Fenerbahçe’li doyamadı. Fenerbahçe, tarihinin en iyi geri dönüş yaptığı maçlarını, Pierre’in önderliğinde yapmıştır. Takımdan ayrıldıktan sonra Feyenoord formasıyla Galatasaray’a orta sahadan attığı golle taraftarın kalbinin üstüne kaymak atmıştır.
4. Roberto Carlos: Dünya starı desek yeterlidir sanırım. Ama Fenerbahçe’li taraftarların aklında, yardımcı hakem Hüseyin Fidan’ı “uyandırmak” için suladığı maç; orta sahadan Alex’in boş kaleye attığı bir şuta daha gol olmadan kutlamalara başladığı, top içeri girmeyince de etrafa gülücükler saçtığı maç; 1.65’lik boyuyla uçan kafayla Sivas’a gol attığı maç ve giderken bıraktığı duygusal görüntüler kalmıştır. Giderek büyüyen bu kulübün ileride de parçası olmak için yaptığı haykırışlar da asla sahte değildir.
5. Haim Revivo: Uzun yıllar gelmeyen şampiyonluk hasretine müthiş bir performans yılı geçirerek son veren takımın lideriydi. İlyas Tüfekçi, Arif Kocabıyık, Hasan Vezir’den sonra, ayak oyunlarıyla Fenerbahçe’nin arkasından iş pişirip Galatasaray’e giden ve Türk emsalleri gibi sonunu hazırlayan kişidir. Taraftarlar Haim Revivo’yu, daha sonra “Hain” Revivo olarak anmışlardır ve bu kazığı da asla unutmadıklarını, iki sene sonra Fenerbahçe’nin şampiyonluk kutlamalarına Fenerbahçe formasıyla katılan Revivo’ya tepki göstererek göstermişlerdir.
6. Dusan Pesic: Roberto Carlos’tan fazla frikik golü kazandırdığı Fenerbahçe’ye gönülden bağlı, sessiz, rakip takım oyuncularına saygılı ve müthiş karakterli Yugoslav. Vatandaşı Repcic’le takıma büyük katkı sağlamıştır. Pesic icin kale sahası önünde alınan her frikik gol demekti. Penaltıları atmasına bile gerek yoktu. Bugün Fenerbahçe’li olan pek çok kişi, Fenerbahçe’liliğini Pesic’in o zamanki performansına ve yaşattığı zaferlere borçludur.
7. Jay Jay Okocha: Kırmızı kramponlarıyla yaptığı ayak oyunlarına, Erman Hoca “Ben rakip takımların yerinde olsam itiraz ederim, kırmızı krampon hipnotize ediyor olabilir” gibi tuhaf bir saptama da yapmıştı. 35 kişiyi çalımlayıp, topu dışarı attığı bir Samsunspor maçı vardı ki, millet gol olmuş kadar çıldırmıştı sevinçten. Nijerya Milli Takımı’yla gittiği Dünya Kupası maçında kaçırdığı bir golden sonra ekrana yansıyan görüntüsünde kendi kendine hayıflanırken ettiği küfür, her Türk erkeğinin ağzından düşmeyen Türkçe bir küfürdü ve işte o kadar Türk olmuştu Muhammed Jay Jay.
8. Ariel Ortega: Transfer edileceği zaman, Aziz Başkan’a “Ortega geliyor mu?” diye bir soru sorulmuştu. Aziz Başkan da “Onu bana sormayacaksınız!” demişti. Taraftar bu soruyu kime soracağını bulmaya çalışırken, Ortega Fener formasıyla 6-0’lık unutulmaz maçın, TOSSCU’sunun “O”su oluveriyordu. Ceyhun’la nedenini hala bulamadığımız kavgalar ettikten sonra, bir Almedia transferi olmadığı için erken gitti Fener’lilerin hayatından. Yürekli bir futbolcuydu, Ödlek Tavuk Ortega! (Beşiktaşlıların takdire şayan şakasında yazdığı gibi)
9. Marco Aurelio: Trabzonspor’dan geldiğinde, Daum’un ellerinde olmadığı kadar iyi bir futbolcuya dönüşüverdi. Çaldığı toplardan dolayı, karakoldan aranması bile olduğu rivayet edilir. Maçlarda skor farka gittiğinde bir iki artistik hareket yapmadan edemezdi ama pek de yakışmazdı ayağına öyle görüntüler. O futbol emekçisiydi, yanlış bir seçimle şimdi uzaklarda.
10. Toni Schumacher: Mahalle maçlarında o dönemin çocukları kaleye geçtiklerinde, “Çek oğlum şutu, kalede Schumacher var” derlerdi. O Schumi, kalktı geldi Fener’in kalesine geçti. 3-0’dan 4-3 biten Galatasaray maçının son dakikasında defanstan seken topa, son anda çizgi üzerinde plonjon yaptığında birkaç kalp krizi geçiren olmuştur. 103 gollü şampiyonluğun kalecisi, jübilesinden elde ettiği geliri Çocuklara teslim ettikten sonra ülkemizden ayrılmıştır. Kalplerdeki yerini hep koruyarak.
Tolga Alıcı