kral of
27 Ekim 2009, 23:05
Geriye baktığımızda, birbirinden güzel 5 PES eskitmiş olduğumuzu görüyoruz. Normalde, daha önce birçok oyunu çıkmış bu gibi
serilerin giriş yazılarında, geçmiş oyunlara ufak tefek bakışlar atar, ya da haklarında bir iki yüzeysel bilgi veririz. Çünkü biliriz ki,
eskileri oynamamış olanlar vardır ve onları da bilgilendirmek gerekir. İşte, bu ince detayda bile PES, tabuları rahatlıkla
yıkabileceğini gösteriyor. Evinde bilgisayarı ya da konsolu olmayan, bu gibi ihtiyaçlarını Internet cafe’lerde gideren
arkadaşlarımız da olmak üzere, hepimiz PES ve Winning Eleven serisini artık iyice yakından tanıyoruz. Yaşı 5-10 arasında
değişebilen ufak kardeşlerimiz bile, “Beyler hadi Winning’e” cümlelerini rahatlıkla kurabiliyorlar. Bu da demek oluyor ki, dünya
çapında tanımayan yok, dolayısıyla giriş cümlesinde PES hakkında yüzeysel bilgi bile vermeye gerek kalmıyor. İşte böyle farklı bir
dünya bu PES.
Kralın dönüşü
Başka bir taraftan, serinin neden bu kadar tavan yaptığını sorgulayacak olursak, FIFA’ya en büyük rakip olmasını, hatta zamanla
onu geride bırakmasını bile tez olarak kullanabiliriz. Başka bir spordan örnek verecek olursak, hala NBA Live serisinin tam bir
rakibi ortaya çıkmamış durumda. Eskiden aynısını FIFA için de düşünebilirdik ama işte, kazın ayağı öyle olmadı ve nereden
çıktığını bilmediğimiz bir anda, PES hortumuna kapılmış bulduk kendimizi. Belki de tek eksisi, oyun içerisinde bulunan lisanssız
oyuncuların çokluğuydu. Ancak oynanışı, futbol seyir zevkini bir oyun olarak bilgisayar ekranlarına taşıması ve atmosferiyle
birlikte, bu durumu rahatlıkla görmezden gelebildik. PES 6’da da bu durumun devam ediyor olduğunu baştan söyleyelim, ancak
bunu bir ayrıntı olarak görüp, kendinizi esas futbol atmosferine bırakmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz, çünkü o geri geldi.
Konami, konsollarda Winning Eleven (WE), bilgisayarlarımızda PES olarak oynadığımız yapımı yine olumlu yönlerde geliştirmeye
devam etmiş. Öncelikle, WE 10’a denk gelen konsol versiyonundan biraz bahsetmek gerekirse, tabii ki konsoldaki futbol
kapışmacıları için biçilmiş kaftan olacak, yine cafe’ler dolup taşacak ve evlerde sabahlamalar başlayacak. Yalnız, WE 10 ve PES
6’yı birbirleriyle karşılaştırıp benzer taraflarını ortaya koymak, aslında pek doğru bir hareket olmayacak, bu yüzden PES’i
tamamen farklı bir oyunmuş gibi değerlendireceğiz. Hem görsel, hem de oynanış olarak ikisi gerçekten birbirlerinden ayrılıyorlar
ve sanki PES 6 çok farklı bir oyunmuş gibi çıkıyor karşımıza. Farklı zamanlarda ikisini de oynadığınızda, ne demek istediğimizi
aslında çok daha iyi anlayacaksınız. PES 6’da birçok şey değişmiş ve WE 10 oynadığınızı hissetmiyorsunuz, belki de Konami bu
benzeşmeyi ortadan kaldırabilmek için değişikliklere gitmiş.
PES 6’nın ilk olarak grafiklerini değerlendirmeye başlayalım. PES oyunlarında, bir önceki oyun ile ondan sonra çıkan arasındaki
grafiksel farkı hep rahatlıkla süzebiliriz. İşte, PES 6’da da bu kural bozulmuyor ve grafik motorunun daha da geliştirilmiş
olduğunu görüyoruz. Zemin ve karakter modellemeleri son derece güzel. Animasyonlarda da geliştirilmelere gidilmiş ve ortaya
çok güzel sonuçlar çıkmış. Fizik kuralları sonuna kadar işliyor, topu kontrol edişler, şutlar, darbeler tamamen gerçek hayattakine
uygun olarak cereyan ediyorlar. Bilinen oyuncuların çoğu gerçeğine benziyorlar, ancak arada yine alakasızlar da olmuş. Topun
hareketi, zemine ve atılan pasa göre gerçekçi oluyor ve yavaş ya da hızlı vuruşlarımıza göre de şekilleniyor. Bu gibi görsel
ayrıntılar son derece güzel ve hakikaten gerçek fizik kurallarıyla atmosferi yüksek bir futbol oyunu oynamak çok zevkli oluyor. Bu
güzel görüntülere, gerçekçi sesler de eklenince, kendinizi stadyumda hissedebiliyorsunuz.
Taraftarların pozisyonlara, gollere ve ataklara olan tepkileri gayet güzel, bunun dışında çarpışma ya da top darbelerinde
meydana gelen sesler de gayet hoş. Ancak, nedense şut çektiğiniz zaman top direkten geri geldiğinde çıkan sese kişisel olarak
bir hayranlığım oluştu, kulağa harika geliyor nedense. Maç içerisindeki olaylara göre ekranlara gelen ara video’lardaki
modellemeler de, geçmiş oyunlara göre elden geçirilmiş ve daha yüzüne bakılır bir hale gelmişler.
Bizim oyuncularımız onlar
Her zaman görmeye alışkın olduğumuz tüm oyun mod’ları, burada da aynen yerlerini koruyorlar. Aşırı olmasa da, ufak ufak
değişiklikler dikkatimizi çekiyor, ancak genelde mantık aynı ve radikal yenilemeler bulunmuyor. Match kısmında, direkt olarak
takımlarımızı seçip maça başlıyoruz, tabii bu modda arkadaşlarımız ile gamepad kullanarak kapışma şansına da sahip oluyoruz.
PES ile özdeşleşmiş olan Master League yine karşımızda. Bu kısma girdikten sonra, bize ayarlar adımlar şeklinde yaptırılıyor.
Oyun zorluğu, Master League zorluğu ya da transfer konusundaki zorluklar buradan ayarlanabiliyor. Eğer daha önceki PES
oyunlarında en zor seviyede oynuyorduysanız, buraya da direkt olarak aynı şekilde giriş yapmanızı önerebiliriz. Bu moda
başladıktan sonra, takımın tüm taktiksel dizilişlerinden ve kondisyon durumlarından tamamen siz sorumlu oluyorsunuz.
Oyuncuların form durumlarına göre kadroları şekillendirebiliyor, “Regulate Condition” seçeneği ile kondisyon
çalıştırabiliyorsunuz. Takımınızı seçtikten sonra bir gruba yönlendiriliyorsunuz ve burada hem şampiyon olmaya çalışırken, bir
yandan düzenlenen turnuva ve kupalarda da başarıya ulaşıp bir sonraki liglere yükselmeye çalışıyorsunuz. PES’in iskeletini
oluşturan mod burası ve oturduğunuz zaman başında saatler harcamanız muhtemel, zaten buna başladıktan sonra sizi bir
sonraki PES oyununa kadar idare edeceğini düşünüyoruz.
Bu arada az evvel takım seçmekten bahsetmişken. Master League’de, isterseniz direkt maç modundaki oyun kadrolarını
kullanabilir, isterseniz de bilinmedik karakterlerle oynayıp kendi yeteneklerini de geliştirebilirisiniz. Oyuncularınız, Master
League’de maçlardan sonra deneyim kazanıyorlar ve böylece özellikleri de giderek güçleniyor. Sezon aralarında ya da
sonlarında, transfer dönemi geliyor ve istediğiniz ya da ihtiyaç duyduğunuz mevkilere göre transferler yapabiliyorsunuz. Özellikle
genç oyunculara yönelmenizi tavsiye edebiliriz çünkü gerçekten aralarından önemli yetenekler çıkabiliyor. Onları ileriki
zamanlarda daha da geliştirerek geleceğin yıldızlarını oluşturabiliyorsunuz. Oynamak son derece basit ve zevkli olan Master
League gerçekten PES’i PES yapan unsur. Takımlara gelince, birtek Galatasaray’ın kadrosunun orijinal olduğunu görüyoruz.
Oyunda Fenerbahçe ve Beşiktaş da var ancak Beşiktaş FC Bosphorus, Fenerbahçe de Constanti olarak geçiyor, kadrolar da
maalesef tuhaf isimlerden oluşmuşlar. Yine de, oyuncularımız az çok özelliklerini taşıyorlar, onların forma numaralarından da
kim olduklarını az çok anlayabiliyorsunuz. Ayrıca, Türk milli takımı da esas olmayan bir kadroyla yer alıyor.
Tekrar ana menüye döndüğümüzde, bir sonraki seçenek Lig seçeneği. Burada; İtalya, İspanya gibi önde gelen liglerden birisini
seçerek şampiyonluk yarışına girebiliyoruz. Bu moda göz attığımda ilk merak ettiğim şey; Juventus’un hala Seri A’da gözüküp
gözükmediğiydi, ancak hakikaten de gözükmüyor. Daha sonra kupa seçeneği bulunuyor ve burada kendi kupamızı hazırlayarak
ona uzanmaya çalıştığımız bir turnuvada mücadele ediyoruz. Training kısmında, çeşitli çalışmalar yapıp kendimizi oyuna ve
içerisindeki öğelere ısındırabiliyoruz. Özellikle duran top organizasyonları konusunda çalışmalar yapmanızı önerebiliriz çünkü
gerçekten oyun içinde duran topları olumlu yönde kullanmanın getirisi son derece büyük.
Orta-kafa-gol üçlemesinin çok işe yaradığını ben de bizzat gördüm, onun dışında frikik çalışmayı da ihmal etmeyin çünkü
gerçekten frikik özelliği yüksek olan oyuncularınız ile harika gol bulmanız olası. Bu arada unutmadan, attığınız güzel golleri, oyun
onları tekrar gösterirken kaydetmeyi de ihmal etmeyin, böylece arkadaşlarınıza nispet yapabilmek için elinizde belge
bulundurmuş olursunuz.
Kafanıza göre takılın
Edit kısmını kullanarak oyuncuları, onların fiziki şekillerini, stadyumları, forma numaralarını, ayakkabıları ve takımları tekrar elden
geçirebiliyor, ya da eğer dünya üzerinde gerçek zamanlı olarak transferler yaşanmışsa, siz de buradan gerçeklerine göre
ayarlayabiliyor, oyununuzu güncel tutabiliyorsunuz. Bu bölüm tamamen kendi zevkinize ve uğraşınıza göre hazırlanmış. Options
menüsünde çeşitli ayarları yapabilmenin yanında, PES Shop kısmı bulunuyor. Buraya girdiğinizde, satın alabileceğiniz kilitli
şeylerin bulunduğunu göreceksiniz. Bunlar içerisinde oyuncular, stadyumlar, toplar, klasik takımlar ve oyun ilgili daha nice öğeler
bulunuyor. Satın almak için gerekli olan puanları, maçları kazandıkça topluyorsunuz ve giderek biriktirebiliyorsunuz. Bol bol
biriktirdikten sonra hepsini satın almanız daha güzel oluyor. Ancak, arada Master League’de de kullanabileceğiniz önemli
oyuncuları da satın almak, sizin için önem teşkil edebiliyor.
International Challenge bölümü bir nevi dünya kupası gibi. Milli takımınızı seçiyorsunuz ve gruplar seçildikten sonra bu
gruplardan çıkıp turnuva boyunca tutunmaya çalışıyorsunuz. Bu bölümün başında, isterseniz sadece Avrupa değil, diğer kıtaların
içlerindeki takımları da kontrol etme şansına sahipsiniz. Random Selection Match bölümünde, çok fazla uğraşmıyor ve her şeyi
bilgisayara bırakıyorsunuz. O da sizin için iki takım seçiyor ve bunları kullanarak eğlencelik bir maç yapabiliyorsunuz, tabii bunu
yaparken bilinmedik çok çeşitli takımlara da hazırlıklı olmanız gerekiyor. Son olarak da Network bölümü ile, online olarak diğer
PES kullanıcılarıyla kapışabiliyorsunuz. Tabii bunun için, orijinal PES 6’ya ihtiyacınız var ve onun içerdiği şifreyi kullanmanız
gerekiyor.
PES 6 ile ilgili bahsedebileceğim kişisel bir handikabım oldu, belki oyun içerisinde bunu siz de fark edebilirsiniz. Her şey gayet
güzel ve fizik kuralları son derece gerçekçi, ancak oyuncu hareketleri son derece yavaş oluyor. Bu yavaşlık bilgisayardan ya da
grafiklerden meydana gelen bir yavaşlık değil, öyle programlanmışlar ve en sert çektiğiniz şut bile ekranda yavaş gidiyormuş gibi
gözüküyor, kalabalık defansın arasına girdiğinizde de, genelde tabiî ki topu kaybediyorsunuz ancak zaman zaman bu yavaşlığı
kullanarak çoğu kez aralarından çıkıp kaleciyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Aynı yavaşlık, şut çizgisinin dolması konusunda da
yaşanıyor, yavaş dolduğu zaman tam ayarını yapamadığınız yerler oluyor. Aslında bu çizginin yavaş dolması olayı, alışılabilecek
bir durum. Çünkü normalde eski PES oyunlarında biz daha hızlı dolmasına alışmışız ve ilk başlarda PES 6’dan da aynı reaksiyonu
bekleyince biraz afallıyoruz.
Hoş geldin kral
Bunun dışında, Konami’nin artık her sene alışmış olduğumuz şaheseri yine karşımızda duruyor, uykusuz gecelerin habercisi
oluyor. Gerçek futbol heyecanını, tüm gerçekçi fizik kurallarıyla birlikte PES 6’da yaşayabilmek mümkün. Lisansı olmayan
kulüpleri ve oyuncuların yavaş hareket etme durumlarını göz ardı ettiğiniz zaman, PES 6’nın her bilgisayarda mutlaka yüklü
olması gerektiğini, bir sonraki PES çıkana kadar da hiç silinmemesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz, futbol dolu günler ve
geceler ile birlikte, PES 6’ya tekrar hoş geldin diyoruz.
serilerin giriş yazılarında, geçmiş oyunlara ufak tefek bakışlar atar, ya da haklarında bir iki yüzeysel bilgi veririz. Çünkü biliriz ki,
eskileri oynamamış olanlar vardır ve onları da bilgilendirmek gerekir. İşte, bu ince detayda bile PES, tabuları rahatlıkla
yıkabileceğini gösteriyor. Evinde bilgisayarı ya da konsolu olmayan, bu gibi ihtiyaçlarını Internet cafe’lerde gideren
arkadaşlarımız da olmak üzere, hepimiz PES ve Winning Eleven serisini artık iyice yakından tanıyoruz. Yaşı 5-10 arasında
değişebilen ufak kardeşlerimiz bile, “Beyler hadi Winning’e” cümlelerini rahatlıkla kurabiliyorlar. Bu da demek oluyor ki, dünya
çapında tanımayan yok, dolayısıyla giriş cümlesinde PES hakkında yüzeysel bilgi bile vermeye gerek kalmıyor. İşte böyle farklı bir
dünya bu PES.
Kralın dönüşü
Başka bir taraftan, serinin neden bu kadar tavan yaptığını sorgulayacak olursak, FIFA’ya en büyük rakip olmasını, hatta zamanla
onu geride bırakmasını bile tez olarak kullanabiliriz. Başka bir spordan örnek verecek olursak, hala NBA Live serisinin tam bir
rakibi ortaya çıkmamış durumda. Eskiden aynısını FIFA için de düşünebilirdik ama işte, kazın ayağı öyle olmadı ve nereden
çıktığını bilmediğimiz bir anda, PES hortumuna kapılmış bulduk kendimizi. Belki de tek eksisi, oyun içerisinde bulunan lisanssız
oyuncuların çokluğuydu. Ancak oynanışı, futbol seyir zevkini bir oyun olarak bilgisayar ekranlarına taşıması ve atmosferiyle
birlikte, bu durumu rahatlıkla görmezden gelebildik. PES 6’da da bu durumun devam ediyor olduğunu baştan söyleyelim, ancak
bunu bir ayrıntı olarak görüp, kendinizi esas futbol atmosferine bırakmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz, çünkü o geri geldi.
Konami, konsollarda Winning Eleven (WE), bilgisayarlarımızda PES olarak oynadığımız yapımı yine olumlu yönlerde geliştirmeye
devam etmiş. Öncelikle, WE 10’a denk gelen konsol versiyonundan biraz bahsetmek gerekirse, tabii ki konsoldaki futbol
kapışmacıları için biçilmiş kaftan olacak, yine cafe’ler dolup taşacak ve evlerde sabahlamalar başlayacak. Yalnız, WE 10 ve PES
6’yı birbirleriyle karşılaştırıp benzer taraflarını ortaya koymak, aslında pek doğru bir hareket olmayacak, bu yüzden PES’i
tamamen farklı bir oyunmuş gibi değerlendireceğiz. Hem görsel, hem de oynanış olarak ikisi gerçekten birbirlerinden ayrılıyorlar
ve sanki PES 6 çok farklı bir oyunmuş gibi çıkıyor karşımıza. Farklı zamanlarda ikisini de oynadığınızda, ne demek istediğimizi
aslında çok daha iyi anlayacaksınız. PES 6’da birçok şey değişmiş ve WE 10 oynadığınızı hissetmiyorsunuz, belki de Konami bu
benzeşmeyi ortadan kaldırabilmek için değişikliklere gitmiş.
PES 6’nın ilk olarak grafiklerini değerlendirmeye başlayalım. PES oyunlarında, bir önceki oyun ile ondan sonra çıkan arasındaki
grafiksel farkı hep rahatlıkla süzebiliriz. İşte, PES 6’da da bu kural bozulmuyor ve grafik motorunun daha da geliştirilmiş
olduğunu görüyoruz. Zemin ve karakter modellemeleri son derece güzel. Animasyonlarda da geliştirilmelere gidilmiş ve ortaya
çok güzel sonuçlar çıkmış. Fizik kuralları sonuna kadar işliyor, topu kontrol edişler, şutlar, darbeler tamamen gerçek hayattakine
uygun olarak cereyan ediyorlar. Bilinen oyuncuların çoğu gerçeğine benziyorlar, ancak arada yine alakasızlar da olmuş. Topun
hareketi, zemine ve atılan pasa göre gerçekçi oluyor ve yavaş ya da hızlı vuruşlarımıza göre de şekilleniyor. Bu gibi görsel
ayrıntılar son derece güzel ve hakikaten gerçek fizik kurallarıyla atmosferi yüksek bir futbol oyunu oynamak çok zevkli oluyor. Bu
güzel görüntülere, gerçekçi sesler de eklenince, kendinizi stadyumda hissedebiliyorsunuz.
Taraftarların pozisyonlara, gollere ve ataklara olan tepkileri gayet güzel, bunun dışında çarpışma ya da top darbelerinde
meydana gelen sesler de gayet hoş. Ancak, nedense şut çektiğiniz zaman top direkten geri geldiğinde çıkan sese kişisel olarak
bir hayranlığım oluştu, kulağa harika geliyor nedense. Maç içerisindeki olaylara göre ekranlara gelen ara video’lardaki
modellemeler de, geçmiş oyunlara göre elden geçirilmiş ve daha yüzüne bakılır bir hale gelmişler.
Bizim oyuncularımız onlar
Her zaman görmeye alışkın olduğumuz tüm oyun mod’ları, burada da aynen yerlerini koruyorlar. Aşırı olmasa da, ufak ufak
değişiklikler dikkatimizi çekiyor, ancak genelde mantık aynı ve radikal yenilemeler bulunmuyor. Match kısmında, direkt olarak
takımlarımızı seçip maça başlıyoruz, tabii bu modda arkadaşlarımız ile gamepad kullanarak kapışma şansına da sahip oluyoruz.
PES ile özdeşleşmiş olan Master League yine karşımızda. Bu kısma girdikten sonra, bize ayarlar adımlar şeklinde yaptırılıyor.
Oyun zorluğu, Master League zorluğu ya da transfer konusundaki zorluklar buradan ayarlanabiliyor. Eğer daha önceki PES
oyunlarında en zor seviyede oynuyorduysanız, buraya da direkt olarak aynı şekilde giriş yapmanızı önerebiliriz. Bu moda
başladıktan sonra, takımın tüm taktiksel dizilişlerinden ve kondisyon durumlarından tamamen siz sorumlu oluyorsunuz.
Oyuncuların form durumlarına göre kadroları şekillendirebiliyor, “Regulate Condition” seçeneği ile kondisyon
çalıştırabiliyorsunuz. Takımınızı seçtikten sonra bir gruba yönlendiriliyorsunuz ve burada hem şampiyon olmaya çalışırken, bir
yandan düzenlenen turnuva ve kupalarda da başarıya ulaşıp bir sonraki liglere yükselmeye çalışıyorsunuz. PES’in iskeletini
oluşturan mod burası ve oturduğunuz zaman başında saatler harcamanız muhtemel, zaten buna başladıktan sonra sizi bir
sonraki PES oyununa kadar idare edeceğini düşünüyoruz.
Bu arada az evvel takım seçmekten bahsetmişken. Master League’de, isterseniz direkt maç modundaki oyun kadrolarını
kullanabilir, isterseniz de bilinmedik karakterlerle oynayıp kendi yeteneklerini de geliştirebilirisiniz. Oyuncularınız, Master
League’de maçlardan sonra deneyim kazanıyorlar ve böylece özellikleri de giderek güçleniyor. Sezon aralarında ya da
sonlarında, transfer dönemi geliyor ve istediğiniz ya da ihtiyaç duyduğunuz mevkilere göre transferler yapabiliyorsunuz. Özellikle
genç oyunculara yönelmenizi tavsiye edebiliriz çünkü gerçekten aralarından önemli yetenekler çıkabiliyor. Onları ileriki
zamanlarda daha da geliştirerek geleceğin yıldızlarını oluşturabiliyorsunuz. Oynamak son derece basit ve zevkli olan Master
League gerçekten PES’i PES yapan unsur. Takımlara gelince, birtek Galatasaray’ın kadrosunun orijinal olduğunu görüyoruz.
Oyunda Fenerbahçe ve Beşiktaş da var ancak Beşiktaş FC Bosphorus, Fenerbahçe de Constanti olarak geçiyor, kadrolar da
maalesef tuhaf isimlerden oluşmuşlar. Yine de, oyuncularımız az çok özelliklerini taşıyorlar, onların forma numaralarından da
kim olduklarını az çok anlayabiliyorsunuz. Ayrıca, Türk milli takımı da esas olmayan bir kadroyla yer alıyor.
Tekrar ana menüye döndüğümüzde, bir sonraki seçenek Lig seçeneği. Burada; İtalya, İspanya gibi önde gelen liglerden birisini
seçerek şampiyonluk yarışına girebiliyoruz. Bu moda göz attığımda ilk merak ettiğim şey; Juventus’un hala Seri A’da gözüküp
gözükmediğiydi, ancak hakikaten de gözükmüyor. Daha sonra kupa seçeneği bulunuyor ve burada kendi kupamızı hazırlayarak
ona uzanmaya çalıştığımız bir turnuvada mücadele ediyoruz. Training kısmında, çeşitli çalışmalar yapıp kendimizi oyuna ve
içerisindeki öğelere ısındırabiliyoruz. Özellikle duran top organizasyonları konusunda çalışmalar yapmanızı önerebiliriz çünkü
gerçekten oyun içinde duran topları olumlu yönde kullanmanın getirisi son derece büyük.
Orta-kafa-gol üçlemesinin çok işe yaradığını ben de bizzat gördüm, onun dışında frikik çalışmayı da ihmal etmeyin çünkü
gerçekten frikik özelliği yüksek olan oyuncularınız ile harika gol bulmanız olası. Bu arada unutmadan, attığınız güzel golleri, oyun
onları tekrar gösterirken kaydetmeyi de ihmal etmeyin, böylece arkadaşlarınıza nispet yapabilmek için elinizde belge
bulundurmuş olursunuz.
Kafanıza göre takılın
Edit kısmını kullanarak oyuncuları, onların fiziki şekillerini, stadyumları, forma numaralarını, ayakkabıları ve takımları tekrar elden
geçirebiliyor, ya da eğer dünya üzerinde gerçek zamanlı olarak transferler yaşanmışsa, siz de buradan gerçeklerine göre
ayarlayabiliyor, oyununuzu güncel tutabiliyorsunuz. Bu bölüm tamamen kendi zevkinize ve uğraşınıza göre hazırlanmış. Options
menüsünde çeşitli ayarları yapabilmenin yanında, PES Shop kısmı bulunuyor. Buraya girdiğinizde, satın alabileceğiniz kilitli
şeylerin bulunduğunu göreceksiniz. Bunlar içerisinde oyuncular, stadyumlar, toplar, klasik takımlar ve oyun ilgili daha nice öğeler
bulunuyor. Satın almak için gerekli olan puanları, maçları kazandıkça topluyorsunuz ve giderek biriktirebiliyorsunuz. Bol bol
biriktirdikten sonra hepsini satın almanız daha güzel oluyor. Ancak, arada Master League’de de kullanabileceğiniz önemli
oyuncuları da satın almak, sizin için önem teşkil edebiliyor.
International Challenge bölümü bir nevi dünya kupası gibi. Milli takımınızı seçiyorsunuz ve gruplar seçildikten sonra bu
gruplardan çıkıp turnuva boyunca tutunmaya çalışıyorsunuz. Bu bölümün başında, isterseniz sadece Avrupa değil, diğer kıtaların
içlerindeki takımları da kontrol etme şansına sahipsiniz. Random Selection Match bölümünde, çok fazla uğraşmıyor ve her şeyi
bilgisayara bırakıyorsunuz. O da sizin için iki takım seçiyor ve bunları kullanarak eğlencelik bir maç yapabiliyorsunuz, tabii bunu
yaparken bilinmedik çok çeşitli takımlara da hazırlıklı olmanız gerekiyor. Son olarak da Network bölümü ile, online olarak diğer
PES kullanıcılarıyla kapışabiliyorsunuz. Tabii bunun için, orijinal PES 6’ya ihtiyacınız var ve onun içerdiği şifreyi kullanmanız
gerekiyor.
PES 6 ile ilgili bahsedebileceğim kişisel bir handikabım oldu, belki oyun içerisinde bunu siz de fark edebilirsiniz. Her şey gayet
güzel ve fizik kuralları son derece gerçekçi, ancak oyuncu hareketleri son derece yavaş oluyor. Bu yavaşlık bilgisayardan ya da
grafiklerden meydana gelen bir yavaşlık değil, öyle programlanmışlar ve en sert çektiğiniz şut bile ekranda yavaş gidiyormuş gibi
gözüküyor, kalabalık defansın arasına girdiğinizde de, genelde tabiî ki topu kaybediyorsunuz ancak zaman zaman bu yavaşlığı
kullanarak çoğu kez aralarından çıkıp kaleciyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Aynı yavaşlık, şut çizgisinin dolması konusunda da
yaşanıyor, yavaş dolduğu zaman tam ayarını yapamadığınız yerler oluyor. Aslında bu çizginin yavaş dolması olayı, alışılabilecek
bir durum. Çünkü normalde eski PES oyunlarında biz daha hızlı dolmasına alışmışız ve ilk başlarda PES 6’dan da aynı reaksiyonu
bekleyince biraz afallıyoruz.
Hoş geldin kral
Bunun dışında, Konami’nin artık her sene alışmış olduğumuz şaheseri yine karşımızda duruyor, uykusuz gecelerin habercisi
oluyor. Gerçek futbol heyecanını, tüm gerçekçi fizik kurallarıyla birlikte PES 6’da yaşayabilmek mümkün. Lisansı olmayan
kulüpleri ve oyuncuların yavaş hareket etme durumlarını göz ardı ettiğiniz zaman, PES 6’nın her bilgisayarda mutlaka yüklü
olması gerektiğini, bir sonraki PES çıkana kadar da hiç silinmemesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz, futbol dolu günler ve
geceler ile birlikte, PES 6’ya tekrar hoş geldin diyoruz.